9.Türkiye Enerji Zirvesi

9. Türkiye Enerji Zirvesi 8-10 Ekim tarihlerinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayelerinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) destekleriyle Antalya’da gerçekleşti.

Bu yıl ERRA Enerji Yatırım ve Düzenleme Konferansı’na da ev sahipliği yapan zirvede bölgesel ve küresel enerji piyasaları, gelecek trendleri gibi enerji sektörünü ilgilendiren pek çok önemli başlıklar ele alındı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Tüm jeopolitik gerilimlere ve zorluklara rağmen, Türkiye, şeffaf ve rekabetçi piyasa yapısı ile öngörülebilir düzenleyici çerçeveyi oluşturmayı başarmış; özel sektör yatırımlarını harekete geçirecek adımlar atmıştır. Siyasi istikrar ve iyi yönetişim, enerji alanındaki özel sektör yatırımlarının hareketini kolaylaştırmıştır. Yenilenebilir enerji ve madenler başta olmak üzere enerji teknolojilerinde başlattığımız ArGe, inovasyon temelli dönüşüm Türkiye'yi bu alanda önemli bir üretim üssü haline getirecek" dedi.

Türkiye’nin Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında yerli ve milli kaynakların özel sektör eliyle yatırıma dönüşmesinin gerekliliğini vurgulayan Bakan Dönmez, cari açığın kapatılmasının haricinde enerji teknolojilerinin geliştirilmesi anlamında önemli bir aşama kaydedileceğini söyledi.

Yerli kaynaklarımızı verimli kullanarak ve daha fazla yatırım yaparak enerji açığının orta ve uzun vadede kapatılabileceğine değinen Dönmez, 2023 yılına kadar yapılacak olan yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırım karşılığını 2033 yılında yaklaşık 30 milyar dolar olarak geri alınacağını sözlerine ekledi.

Ekim ayı sonuna doğru Antalya açıklarında ilk derin deniz sondajına başlanılacağının müjdesini veren Dönmez, satın alma işlemlerinde son aşamaya gelinen ikinci bir araştırma gemisiyle yılda en az iki kez Akdeniz’de, iki kez Karadeniz’de sondaj çalışması yapılacağını belirtti.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye'nin yakın dönemde enerji ticaret merkezi olacağını belirterek, "1 Eylül itibarıyla organize piyasada günlük olarak doğalgaz ticaretine başlayan ilk ülke olduk." dedi.

EPİAŞ bünyesinde kurulan spot doğal gaz piyasası hakkında değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, kayıt yaptıran toplam 43 lisans sahibinin 23'ü piyasada aktif olarak işlem yaptığını ve işlem hacmi 115 milyon lira olarak gerçekleştiğini belirtti. 73 milyon metreküp doğalgaz ticareti söz konusu olduğuna da değinen Yılmaz, bu miktarın 45 milyon metreküpünü BOTAŞ tarafından yapılan dengeleme amaçlı işlemlerin oluşturduğunu söyledi.

Elektrik piyasasındaki temel hedefin ticaretin daha da artırılması olduğuna değinen Yılmaz, Türkiye’deki elektrikte toplam kurulu gücün 90 bin megawatt sınırına dayandığını belirtti.

Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği (GAZBİR) Başkanı Yaşar Arslan, katıldığı oturumda, 1990’ların başında başlayan Türkiye doğal gaz dağıtım sektörünün bugüne kadar olan gelişimine ve yıl sonu hedeflerine değindi.

Mevcut durumda birçok OSB maddi yetersizlikler ve üye sayısının yeterli seviyede olmaması sebebiyle alt yapı yatırımlarının gerçekleştirilmesinde beklenen ilerlemeyi kaydedemediğine ve dolayısıyla bölge sanayiinin gelişiminin mümkün olamadığımı belirten Arslan, bu sebepten dolayı bölge halkı doğal gaz arzı sağlanmış çevre ilçelere, bölgelere veya büyükşehirlere göç ettiğini sözlerine ekledi. Sanayi Bakanlığı ve GAZBİR görüşleri alınarak EPDK tarafından hazırlanan dağıtım şirketlerinin Organize Sanayi Bölgelerinde (OSB) Dağıtım Faaliyeti gerçekleştirmesine ilişkin usul ve esaslar kapsamında yürütülen proje ile doğal gaz dağıtım şirketleri Organize Sanayi Bölgelerinin muvafakatı ile OSB içi şebekenin inşası ve işletilmesi faaliyetini yürüteceklerini ve böylece henüz yeterli seviyede hizmet veremeyen OSB’lerin yatırımcı açısından cazibesinin artacağına dikkat çekti. 

Avrupa piyasalarındaki doğal gaz hublarının gelişimini değerlendiren Arslan, büyüyen hacim ve artan el değiştirme oranlarıyla beraber hublardaki doğal gaz fiyatlarının yarı yarıya düştüğünü vurguladı. Organize Toptan Doğal Gaz Satış Piyasası ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Arslan, “Hacim her geçen gün bir miktar daha artmaktadır ancak istenilen seviyelerden çok uzaktadır. Serbest piyasa yapısında yaşanan maliyet ve tarife arasındaki fark, ticaret imkânını düşürmektedir. Buna ilave olarak, teminat mekanizması ve finansal piyasalardaki dalgalanma dolayısıyla teminat mektubu, döviz gibi işlemlerin zaman alması, fakat buna karşın Epiaş’ta teminat mekanizması işlemlerinin kısıtlı sürelerde dönmesi şirketlerin geri çekilmesine neden olmaktadır. Risk faktörlerinin üst seviyede hesaplara katılması iyileştirilmelidir” dedi.